Bu haber 0 kez okundu
Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün devlet adamı vakarıyla uzattığı birleştirici eli, şahsi egolarına feda etmeye kalkan Hüseyin Tozkaldıran ve onun ‘sipariş’ medyasına tokat gibi yanıt:
“Düzce Halkı Seni Tükürüğüyle Boğar!”
Düzce, son günlerde bir yanda şehrin geleceğini inşa eden devlet tecrübesi, diğer yanda ise kibrin esiri olmuş bir anlayışın ve onun beslemesi medyanın çatışmasına sahne oluyor. Şehri dünya standartlarında bir vizyona taşımak için gece gündüz çalışan Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, nezaketiyle her kesime kapısını açarken; karşılığında sergilenen saldırgan tutum kamuoyunda infial yarattı.
BİR DEVLET ADAMINA KARŞI PUSU SİYASETİ!
Başkan Faruk Özlü, her zamanki yapıcı tavrıyla bu şehrin değerlerini onore edip bağları güçlendirmek isterken, Hüseyin Tozkaldıran’ın bir pusu kültürüyle önce savunmaya, ardından hakarete varan saldırılara geçmesi maskeleri düşürdü. Milyarlarıyla Düzce’yi ve seçilmiş iradeyi dize getirebileceğini sanan bu anlayış, Düzce halkının ferasetine çarptı.
PARAYLA SUSTURULMUŞ ŞAKŞAKÇI MEDYASININ ACİZLİĞİ!
Devlet adamı kimliğiyle Düzce’ye vizyon katan Dr. Faruk Özlü’nün karşısına şeffaf bir şekilde çıkamayan Hüseyin Efendi, çareyi arkasına sığındığı “yandaş medyada arıyor! Parayla manşet attırarak, algı operasyonlarıyla kendini haklı çıkarmaya çalışan bu zihniyet, Düzcelilerin aklıyla alay ettiğini sanıyor. Senin o maaşlı trollerinin ve ısmarlama haberlerinin, Faruk Özlü’nün bu şehre kazandırdığı dev eserlerin ve halktaki itibarının gölgesinde esamesi bile okunmaz! Biz seni de, seni parlatan o kiralık sayfaları da gayet iyi tanıyoruz.
YIĞILCA SENİN LÜTFUNA MUHTAÇ DEĞİLDİR!
Tozkaldıran’ın, bir ilçenin ekonomisini tek başına ayakta tuttuğunu iddia edecek kadar ileri giden kibri, Yığılcalıları ayağa kaldırdı.
Emekçinin Hakkı: Yığılca; alın teriyle ekmeğini kazanan emekçinin, sabah “Bismillah” diyerek kepenk açan esnafın memleketidir.
Ego Esareti: Bir ilçeyi “ben geçindiriyorum” demek, o halkın onuruna yapılmış en büyük saldırıdır.
Özür Dile: Düzce kamuoyu, Yığılca insanını kendi mülkü sanan bu zatı acilen açık bir özür dilemeye davet ediyor.
HAYIR İŞİ Mİ, PAZARLIK KONUSU MU?
Okul, kreş ve kütüphane gibi kutsal hizmetleri bir “pazarlık” unsuru, bir “hak etme” kriteri haline getiren Tozkaldıran, 410 bin nüfuslu kente tepeden bakma hadsizliğini gösterdi. Faruk Özlü’nün şehre kazandırdığı kalıcı eserlerin yanında, “pazar yeri” üzerinden böbürlenen bu tavır, halkın gözünde ibretle izleniyor.
”PARAN SENİN OLSUN, BİZE İZZET-İ NEFSİMİZ YETER”
Vergi ödemeyi ve istihdam yaratmayı bir “zırh” gibi kullanıp şehrin havasından, doğasından ve insanından götürdüklerini gizlemeye çalışanların ve bu gerçekleri örtbas eden yandaş basının maskesi düştü. İtfaiye raporları ve bürokratik süreçler üzerinden mağdur edebiyatı yapanlar, Dr. Faruk Özlü gibi ömrünü devlete adamış bir ismi boşa düşüremeyeceklerini anlamalıdır.
SONUÇ: TOZ KALDIRDIN AMA HÜKMÜN O TOZ KADAR!
Tehdit diliyle “her açıklamaya cevap vereceğim” diyenlerin öfkesi, aslında kontrolsüzlüklerinin ve biten kredilerinin göstergesidir. Düzce’nin mesajı net: Bu memleket korkmaz! Paran kibrini büyütmüş, etrafına kiralık kalemler toplamış olabilirsin ama bu toprağın insanının izzet-i nefsini asla yenemezsin.
Düzce halkı, vizyonu ve beyefendiliğiyle şehri yarınlara taşıyan Dr. Faruk Özlü’nün arkasında kenetlenirken, kibriyle büyük konuşanları ve onların şakşakçılarını tarihin tozlu sayfalarına terk ediyor.
Senden ve senin o satılık medyanın manşetlerinden korkan, senin gibi olsun Tozkaldıran!




