DR. FARUK ÖZLÜ’NÜN BAŞDANIŞMANI VE KÜLTÜR MÜDÜRÜ BURÇİN SARICAN, HÜSEYİN GÜNDOĞDU’YA YÖNELİK AÇIKLAMASIYLA DÜZCE VE ÇEVRE İLLERDE SİYASETİN KİMYASINI DEĞİŞTİRDİ!
”MİLYONLARCA DOLARINIZ VAR AMA BU DEĞERLERİ KAZANABİLECEK BİR KURUŞUNUZ GEÇMİYOR!”
Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’ye yönelik söylemlere karşı sessizliğini bozan Burçin Sarıcan; tefecilikten doğa katliamına, paravan şirketlerden hukuksuz işgallere kadar çok ağır ithamlarla Gündoğdu ailesini adeta yerle bir etti. Sarıcan, “Tırnağı olmak için paranızın geçmediği birine, masal nameleriyle ulaşamazsınız” diyerek liyakatin paradan üstün olduğunu vurguladı.
”153 HANELİ KÖYÜNÜZE MUHTAR OLABİLİR MİSİNİZ?”
Sarıcan’ın açıklamasındaki en çarpıcı kısım ise halk nezdindeki itibar sorgulaması oldu. Türkiye’nin yerli otomobilinden savunma sanayisine kadar dev projelerde imzası olan Faruk Özlü’nün kariyerini hatırlatan Sarıcan, Gündoğdu’ya; “Kendi memleketinizde muhtar seçilebilir misiniz?” sorusunu yönelterek siyasi bir nakavta imza attı.
BURÇİN SARICAN’IN O TOKAT GİBİ AÇIKLAMASININ TAM METNİ:
”Sayın Gündoğdu ailesi; bu alemde tefeci olabilirsiniz, 40 m² odalarda paravan şirketler kurup milyonlarca dolar Rus–Türk iş adamlarını dolandırabilirsiniz, orman arazilerini haksız ve hukuksuz şekilde işgal edip kullanabilirsiniz; para kazanmak uğruna fabrikalardan yaptığınız zehirli salınımlarla ağaç, bitki ve canlı türlerini yok edip bunlar sayesinde çok zengin olur, uçağa da binebilirsiniz; ama bir Faruk Özlü gibi ülkenize ve milletinize bir uçak, bir helikopter, bir tank, bir yerli otomobil kazandıramazsınız.
Siz ve oğlunuz, küçümsediğiniz bakanlık görevini bırakın; kendi memleketinizde, 153 haneli köyünüze muhtar seçilebilir misiniz?
Siz, o yollarını bozup tamir etmediğiniz yerlerden kazandığınız çok paralarla kuş tüyü yastıklarda rahat bir haldeyken rüya görmeye kalksanız; Türkiye’nin en prestijli havaalanlarından birinin yönetim kurulu başkanı, Savunma Sanayi Müsteşarı, milletvekili, TBMM Komisyonu Başkanı, belediye başkanı, bakan olabilir misiniz? Milyonlarca dolarınız var ama bu değerleri kazanabilecek 1 kuruşunuz geçmiyor. İşte siz busunuz: Tırnağı olmak için paranızın geçmediği birine, masal nameleriyle ulaşamazsınız.”
— Burçin SARICAN (Düzce Belediyesi Kültür Müdürü / Başdanışman)
SİYASET ARENASI’NDA AĞIR SIKLET KAPIŞMA
BELEDİYENİN MALİ DURUM BATIK GEMİ BENZETMESİ
Akçakoca Belediye Başkanı Fikret Albayrak, belediye personeli ile gerçekleştirdiği bayramlaşma merasiminde belediyenin mâli durumuyla ilgili bir açıklama yaptı. Belediyenin toplam borcunun 350 milyon lira dolayında olduğunu açıklayan başkan Albayrak, satılan belediye mülklerinin toplam bedeli olan 600 milyon lira ile birlikte bu kaybın 950 milyon lira olduğunu söyledi.
ALBAYRAK: 950 MİLYON NEREDE?
Başkan Albayrak, yaptığı konuşmada belediyenin 298 milyon lira borcunun olduğunu, ABİTAŞ’ın borcuyla birlikte toplam borcun 338 milyon lira dolayında olduğunu söyledi.
Albayrak ayrıca, 31 marttan önce borçlandırılmış fakat faturalandırılmış borçlarla karşılaştıklarını da kaydederek ilave borçların ortaya çıktığını ve toplam belediye borcunun 350 milyon lira dolayında olduğunu söyledi.
BELEDİYE 600 MİLYON LİRALIK MAL SATMIŞ
Belediye başkanı Fikret Albayrak, geçmiş dönem belediye yönetiminin bugünkü rakamlarla 600 milyon lira değerinde bir mal varlığını sattığını da söyledi. Satılan yerlerin değerini 3 farklı emlakçıya hesaplattırdıklarını da sözlerine ekleyen başkan Albayrak, ‘Bugün satın almaya kalksak 600 milyon lira değerinde bir mal varlığını satmışlar. 600 + 350 daha ne yapar? 950 milyon lira. 950 milyon nerede arkadaşlar?’ dedi.
Nisan Sevim Engin’den Anlamlı Derece!
12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü etkinlikleri kapsamında Alaplı ilçesinde düzenlenen kompozisyon yarışmasında, Borsa İstanbul Fen Lisesi öğrencisi Nisan Sevim Engin ilçe 2’ncisi olarak büyük bir başarıya imza attı ve hem okuluna hem de ailesine büyük bir gurur yaşattı.
Milli duygularımızı ve bağımsızlık inancımızı genç yaşında muazzam bir olgunlukla kağıda döken Nisan Sevim Engin, güçlü kalemiyle jürinin ve okuyanların büyük beğenisini topladı. Vatan sevgisini, İstiklal Marşı’nın yazıldığı o zorlu günlerin ruhunu ve Türk milletinin bağımsızlık karakterini edebi bir dille harmanlayan yetenekli öğrenci, geleceğin parlak kalemlerinden biri olacağının sinyallerini verdi.
Nisan Sevim’in kelimeleriyle adeta o günlere dönüyor, cephedeki o genç askerin gözlerindeki umudu ve Mehmet Akif’in mısralarındaki o sarsılmaz iradeyi yeniden kalbimizde hissediyoruz.
İşte Nisan Sevim Engin’e Alaplı’da haklı bir ikincilik getiren, kelimeleriyle okuyanların tüylerini diken diken eden o muazzam eseri:
Anadolu’nun ayazı iliklere kadar işliyor. Cephede genç bir asker, elindeki silahı sımsıkı tutmuş, karanlığın içinden gelecek saldırıyı bekliyor. Üzerinde doğru düzgün bir üniforma bile yok. Karnı aç. Yorgun. Ama gözlerinde bir şey var. Teslim olmayan bir ışık. Çünkü o asker biliyor- eğer bugün düşerse sadece bir can gitmeyecek, bir milletin umudu da sarsılacak.
İşte İstiklal Marşı, o askerin kalbinden doğmuştur.
12 Mart 1921’de kabul edilen İstiklal Marşı, yalnızca bir şiir değildir. O, yokluk içindeki bir milletin dünyaya meydan okuyuşudur. İşgal altındaki topraklarda, umudun tükenmeye yüz tuttuğu bir zamanda yazılmıştır. Fakat o dizelerde umutsuzluk yoktur. Aksine, dimdik duran bir irade vardır.
“Korkma! ”
Bir marş neden böyle baslar? Çünkü korku, esaretin ilk adımıdır. Mehmet Akif Ersoy, milletine önce cesareti hatırlatmıştır. Çünkü Türk milleti tarih boyunca zinciri değil, özgürlüğü taşımıştır. Bağımsızlık bizim için bir seçenek değil, karakterdir.
Tam bağımsızlık; yalnızca düşmanı topraklardan kovmak değildir. Tam bağımsızlık, iradeni kimseye teslim etmemektir. Kendi bayrağını gökyüzüne kendi ellerinle asabilmektir. Kendi kararlarını, kendi onurunla alabilmektir. İşte Kurtuluş Savaşı’nın en büyük gücü de buydu: İmkansızlıklar içindeki inanç.
“Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. ”
Bu bir şiir dizesi değil; bir milletin öz geçmişidir. Tarih boyunca nice savaşlar görmüş, nice badireler atlatmış bir milletin haykırışıdır. Çünkü özgürlük, Türk milletinin ruhuna işlemiştir. Onu elinden almaya her güç, aslında bir karakterle savaşmıştır.
İstiklal Marşı aynı zamanda bir iman destanıdır. Mehmet Akif, bağımsızlığı sadece top ve tüfekle değil; inanca ve ahlakta görmüştür. “Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal. “derken bağımsızlığın bir lütuf değil, hak edilmiş bir değer olduğunu vurgulamıştır. Bu millet bağımsızlığı dilememiştir; bedel ödeyecek kazanmıştır.
Bugün bizler sıcak sınıflarda eğitim alırken, bayağımız gökyüzünde özgürce dalgalanırken belki o cephedeki askerin üşüyen ellerini düşünmüyoruz. Ama İstiklal Marşı okunduğunda ayağa kalkmamızın asıl sebebi işte budur. O an geçmişle aramızdaki bağı hissederiz. O an, özgürlüğün ne büyük bir emanet olduğunu hatırlarız.
Çünkü bağımsızlık sadece kazanılmaz, korunur.
Ve korunmak için bilinç ister, inanç ister, sorumluluk ister.
12 Mart bize sadece bir tarih değil, bir yeminimizi hatırlatır. İstiklal Marşı, geçmişte yazılmış bir metin değil; her okunduğunda yeniden dirilen bir ruhtur.
Ve eğer bir gün bu millet yeniden sınanırsa, o cephedeki askerin gözlerindeki ışık yine yanacaktır. Çünkü bu topraklarda özgürlük, kanla yazılmıştır.
Son sözümüz şudur:
Bu millet diz çökmez.
Bu bayrak yere düşmez.
Ve bu vatan, istiklalsiz asla kalmaz.
Alaplı Borsa İstanbul Fen Lisesi’ni gururlandıran, milli şuurumuzu bu denli güçlü bir şekilde ifade eden genç yeteneğimiz Nisan Sevim Engin’i yürekten tebrik ediyor, başarılarının ve o güzel kaleminin daim olmasını diliyoruz!
AKÇAKOCA’DA LİDERLİK VE VEFA ÖRNEĞİ

“HADDİNİ BİL HÜSEYİN EFENDİ!”
AKÇAKOCA’NIN KALBİNE ALBAYRAK İMZASI


AKÇAKOCA SİYASETİNDE “SAYISAL ÇOĞUNLUK” KİBRİ
DÜZCE’NİN LEZZET VE GÜVEN KAPISI
Düzce’de beyaz et denilince akla gelen ilk isim olan Olgun Piliç, kalitesi, tazeliği ve üstün hijyen standartlarıyla bölge halkının bir numaralı tercihi olmaya devam ediyor. “Tarladan sofraya, en doğalından” vizyonuyla hareket eden firma; günlük ve taze ürünleri, mangallık özel soslu lezzetleri ve güler yüzlü hizmetiyle Düzce ve çevre ilçelerde sofraların lezzet mimarı konumunda. Sağlıklı ve güvenilir tavuk eti tüketmek isteyenlerin tek adresi: Olgun Piliç!
DÜZCE – (24.02.2026) – Sağlıklı beslenmenin ve lezzetli sofraların en temel yapı taşlarından biri olan beyaz ette, güvenin ve kalitenin adresi değişmiyor. Düzce’de yıllardır müşteri memnuniyetini her şeyin üstünde tutarak hizmet veren Olgun Piliç, hem lezzetiyle damak çatlatıyor hem de hijyen kurallarına verdiği tavizsiz önemle içleri rahatlatıyor.
🥇 GÜNLÜK, TAZE VE %100 GÜVENİLİR
Olgun Piliç’i bölgedeki diğer firmalardan ayıran en büyük özelliği, ürün sirkülasyonunun hızı ve “Gündelik Tazelik” prensibi. Soğuk zincir kurallarına harfiyen uyularak reyonlara gelen tavuk ürünleri, en taze haliyle tüketiciyle buluşuyor.
Bütün tavuktan kanata, incikten bonfileye, pirzoladan kelebeğe kadar aradığınız her ürünü en temiz haliyle Olgun Piliç tezgahlarında bulmak mümkün. Ailelerin çocuklarına gönül rahatlığıyla yedirebildiği bu ürünler, İslami usullere uygun kesim ve yüksek kalite standartlarıyla mutfaklara giriyor.
🔥 MANGAL SEVERLERİN VAZGEÇİLMEZİ: ÖZEL SOSLU LEZZETLER!
Havaların ısınmasıyla birlikte başlayan mangal sezonunun veya evde pratik ve lezzetli yemek arayanların en büyük kurtarıcısı yine Olgun Piliç oluyor!
Firmanın kendi özel reçeteleriyle hazırladığı, tam kıvamında marine edilmiş “Soslu Mangallık Ürünler”, Düzcelilerin favorisi durumunda. “Uğraşmaya son, al ve pişir” konseptiyle hazırlanan soslu kanat, pirzola ve şiş çeşitleri, mangal ateşinde nar gibi kızararak damaklarda unutulmaz bir tat bırakıyor.
🤝 “MÜŞTERİ DEĞİL, AİLE” MANTIĞI İLE HİZMET
Olgun Piliç işletmecileri ve çalışanları için kapıdan giren herkes bir müşteri değil, ailenin bir ferdi. Güler yüzlü esnaflık anlayışı, ürün seçimi sırasında verilen samimi tavsiyeler ve her bütçeye uygun ekonomik fiyat politikası, Olgun Piliç’i sadece bir kasap değil, mahallenin/şehrin güvenilir dostu yapıyor.
Siz de sofralarınızı şölene çevirmek, sağlığınızdan ve damak tadınızdan ödün vermemek için Düzce’nin gururu Olgun Piliç lezzetleriyle tanışmakta geç kalmayın!
FARUK ÖZLÜ’DEN ÇİMENTO PATRONUNA “OSMANLI TOKADI”
Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, Düzce’nin sırtından milyonlar kazanıp şehre tek bir çivi çakmayan ve “Sosyal yatırım yapmam” diyerek uzun uzun bahaneler sıralayan Marmara Çimento Patronu Hüseyin Gündoğdu’ya tarihi bir ders verdi. Gündoğdu’nun açıklamalarını “Merdi kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler” (Kendini överken suçunu itiraf etmek) atasözüyle özetleyen Başkan Özlü, devlet adamlığına yakışır bir zekayla çimento patronunu tüm protokolün önünde hesaplaşmak üzere iftara davet etti. Özlü’nün bu hamlesi, “Düzce sahipsiz değildir” gerçeğini bir kez daha kanıtladı.
DÜZCE – (24.02.2026) – Düzce ve Yığılca ekseninde günlerdir devam eden “Çimento Fabrikası” tartışmasında son noktayı, Düzce’nin vizyoner lideri, Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü koydu.
Marmara Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Gündoğdu’nun, Düzce’ye okul veya kreş yapma çağrısını reddederek uzun ve tutarsız bahanelerle dolu bir bülten yayınlamasına, Başkan Özlü’den gelen cevap hem edebi bir tokat hem de cesur bir “Hodri Meydan” çağrısı oldu.
🏛️ DEVLET ADAMLIĞI VE SİYASİ ZEKA BİR ARADA
Başkan Özlü, Gündoğdu’nun kurumları suçlayarak, itfaiye raporu üzerinden algı yaratarak kendini aklamaya çalıştığı o uzun metne, siyasi zekasını ve entelektüel birikimini konuşturan şu tarihi sözlerle yanıt verdi:
”Sayın Hüseyin Gündoğdu; Açıklamanızı okudum. Özetle, ben Düzce iline bir ‘okul’, bir ‘kütüphane’ veya bir ‘kreş’ yapmam diyorsunuz. Canınız sağ olsun. Hayır yapmak her insana nasip olmaz derler.”
Özlü’nün bu girişi, sadece bir eleştiri değil; Düzce’nin kaynaklarını sömürüp de bu şehre kalıcı bir eser bırakmaktan kaçınan zihniyete vurulmuş en zarif ve en ağır tokat olarak Düzce siyaset tarihine geçti.
🎭 “MERDİ KIPTI ŞECAAT ARZ EDERKEN SİRKATİN SÖYLER”
Başkan Özlü, Gündoğdu’nun itfaiye raporu bahanesiyle Düzce Belediyesi’ni hedef almasına da aynı zarafet ve netlikle cevap verdi. Çimento patronunun aslında kendi kusurlarını ele verdiğini belirten Özlü, şu çarpıcı ifadeyi kullandı:
”Ancak çok uzun açıklamanız ‘merdi kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler’ (Bir kişi kendini överken, farkında olmadan aslında kusurunu ya da suçunu da ortaya koyar) gibi olmuş. Siz de biliyorsunuz ki yangın raporu vermeye Düzce Belediyesi değil, Yığılca ilçe belediyesi yetkili.”
Bu sözler, Gündoğdu’nun kurumları birbirine düşürme veya yetki karmaşası üzerinden mağduriyet yaratma oyununu tek hamlede bozdu.
⚔️ TÜM DÜZCE’NİN GÖZÜ ÖNÜNDE “HODRİ MEYDAN”
Dr. Faruk Özlü, devlet ciddiyetine yakışan asıl hamleyi ise son cümlesinde yaptı. Klavyeden uzun uzun bültenler yazarak algı yönetmeye çalışan Hüseyin Gündoğdu’yu, göz teması kurarak, yüz yüze konuşmak üzere tüm Düzce protokolünün katılacağı bir iftar yemeğine davet etti.
Özlü’nün bu cesur çağrısı şöyle:
“Açıklamanızda yer alan iddialarınızı yüz yüze görüşmek isterim. Sizi; Milletvekillerimiz, bütün ilçe belediye başkanlarımız, İl Özel İdaresi Başkanımız, Genel Sekreterimiz, Çevre Şehircilik İl Müdürümüz ile sınırlı sayıda yerel basın mensubunun davet edileceği Düzce Mutfak Sanatları Merkezi’ndeki bir iftar yemeğine davet ediyorum. Açıklamanızda yer alan hizmetlerinizi, sosyal sorumluluk projelerinizi hep birlikte dinleyelim. Size haksızlık etmeyelim.”
👑 DÜZCE’NİN “ÖZLÜ” LİDERİ!
Faruk Özlü’nün bu hamlesi, sermaye sahiplerinin şehri kendi arka bahçesi gibi görmesine asla müsaade etmeyeceğinin en somut göstergesidir. Başkan Özlü, “Milletin arkasında ben varım” diyerek, şehrin tüm yetkili organlarını tek masada toplayıp, Çimento patronuna “Gel, hesabını bu masada ver” demiştir.
Şimdi Düzce kamuoyu merakla bekliyor: Klavye delikanlılığı yaparak bülten yayınlayan Hüseyin Gündoğdu, tüm Düzce protokolünün önüne çıkıp o iftar masasında Özlü’nün gözlerine bakarak aynı iddiaları savunabilecek mi?
Düzce bir kez daha gördü ki; bu şehrin haklarını masada, meydanda ve vicdanlarda savunan, tavizsiz bir lideri var!



