Perşembe, Eylül 17, 2026
Google search engine
Ana Sayfa Blog Sayfa 10

SİYASET ARENASI’NDA AĞIR SIKLET KAPIŞMA

0

DR. FARUK ÖZLÜ’NÜN BAŞDANIŞMANI VE KÜLTÜR MÜDÜRÜ BURÇİN SARICAN, HÜSEYİN GÜNDOĞDU’YA YÖNELİK AÇIKLAMASIYLA DÜZCE VE ÇEVRE İLLERDE SİYASETİN KİMYASINI DEĞİŞTİRDİ!
​”MİLYONLARCA DOLARINIZ VAR AMA BU DEĞERLERİ KAZANABİLECEK BİR KURUŞUNUZ GEÇMİYOR!”

​Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’ye yönelik söylemlere karşı sessizliğini bozan Burçin Sarıcan; tefecilikten doğa katliamına, paravan şirketlerden hukuksuz işgallere kadar çok ağır ithamlarla Gündoğdu ailesini adeta yerle bir etti. Sarıcan, “Tırnağı olmak için paranızın geçmediği birine, masal nameleriyle ulaşamazsınız” diyerek liyakatin paradan üstün olduğunu vurguladı.

​”153 HANELİ KÖYÜNÜZE MUHTAR OLABİLİR MİSİNİZ?”

​Sarıcan’ın açıklamasındaki en çarpıcı kısım ise halk nezdindeki itibar sorgulaması oldu. Türkiye’nin yerli otomobilinden savunma sanayisine kadar dev projelerde imzası olan Faruk Özlü’nün kariyerini hatırlatan Sarıcan, Gündoğdu’ya; “Kendi memleketinizde muhtar seçilebilir misiniz?” sorusunu yönelterek siyasi bir nakavta imza attı.

​BURÇİN SARICAN’IN O TOKAT GİBİ AÇIKLAMASININ TAM METNİ:

​”Sayın Gündoğdu ailesi; bu alemde tefeci olabilirsiniz, 40 m² odalarda paravan şirketler kurup milyonlarca dolar Rus–Türk iş adamlarını dolandırabilirsiniz, orman arazilerini haksız ve hukuksuz şekilde işgal edip kullanabilirsiniz; para kazanmak uğruna fabrikalardan yaptığınız zehirli salınımlarla ağaç, bitki ve canlı türlerini yok edip bunlar sayesinde çok zengin olur, uçağa da binebilirsiniz; ama bir Faruk Özlü gibi ülkenize ve milletinize bir uçak, bir helikopter, bir tank, bir yerli otomobil kazandıramazsınız.
​Siz ve oğlunuz, küçümsediğiniz bakanlık görevini bırakın; kendi memleketinizde, 153 haneli köyünüze muhtar seçilebilir misiniz?
​Siz, o yollarını bozup tamir etmediğiniz yerlerden kazandığınız çok paralarla kuş tüyü yastıklarda rahat bir haldeyken rüya görmeye kalksanız; Türkiye’nin en prestijli havaalanlarından birinin yönetim kurulu başkanı, Savunma Sanayi Müsteşarı, milletvekili, TBMM Komisyonu Başkanı, belediye başkanı, bakan olabilir misiniz? Milyonlarca dolarınız var ama bu değerleri kazanabilecek 1 kuruşunuz geçmiyor. İşte siz busunuz: Tırnağı olmak için paranızın geçmediği birine, masal nameleriyle ulaşamazsınız.”

​— Burçin SARICAN (Düzce Belediyesi Kültür Müdürü / Başdanışman)

BELEDİYENİN MALİ DURUM BATIK GEMİ BENZETMESİ

0

Akçakoca Belediye Başkanı Fikret Albayrak, belediye personeli ile gerçekleştirdiği bayramlaşma merasiminde belediyenin mâli durumuyla ilgili bir açıklama yaptı. Belediyenin  toplam borcunun 350 milyon lira dolayında olduğunu açıklayan başkan Albayrak, satılan belediye mülklerinin toplam bedeli olan 600 milyon lira ile birlikte bu kaybın 950 milyon lira olduğunu söyledi.

ALBAYRAK: 950 MİLYON NEREDE?

Başkan Albayrak, yaptığı konuşmada belediyenin 298 milyon lira borcunun olduğunu, ABİTAŞ’ın borcuyla birlikte toplam borcun 338 milyon lira dolayında olduğunu söyledi.

Albayrak ayrıca, 31 marttan önce borçlandırılmış fakat faturalandırılmış borçlarla karşılaştıklarını da kaydederek ilave borçların ortaya çıktığını ve toplam belediye borcunun 350 milyon lira dolayında olduğunu söyledi.

BELEDİYE 600 MİLYON LİRALIK MAL SATMIŞ

Belediye başkanı Fikret Albayrak, geçmiş dönem belediye yönetiminin bugünkü rakamlarla 600 milyon lira değerinde bir mal varlığını sattığını da söyledi. Satılan yerlerin değerini 3 farklı emlakçıya hesaplattırdıklarını da sözlerine ekleyen başkan Albayrak, ‘Bugün satın almaya kalksak 600 milyon lira değerinde bir mal varlığını satmışlar. 600 + 350 daha ne yapar? 950 milyon lira. 950 milyon nerede arkadaşlar?’ dedi.

Nisan Sevim Engin’den Anlamlı Derece!

0

​12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü etkinlikleri kapsamında Alaplı ilçesinde düzenlenen kompozisyon yarışmasında, Borsa İstanbul Fen Lisesi öğrencisi Nisan Sevim Engin ilçe 2’ncisi olarak büyük bir başarıya imza attı ve hem okuluna hem de ailesine büyük bir gurur yaşattı.

​Milli duygularımızı ve bağımsızlık inancımızı genç yaşında muazzam bir olgunlukla kağıda döken Nisan Sevim Engin, güçlü kalemiyle jürinin ve okuyanların büyük beğenisini topladı. Vatan sevgisini, İstiklal Marşı’nın yazıldığı o zorlu günlerin ruhunu ve Türk milletinin bağımsızlık karakterini edebi bir dille harmanlayan yetenekli öğrenci, geleceğin parlak kalemlerinden biri olacağının sinyallerini verdi.

​Nisan Sevim’in kelimeleriyle adeta o günlere dönüyor, cephedeki o genç askerin gözlerindeki umudu ve Mehmet Akif’in mısralarındaki o sarsılmaz iradeyi yeniden kalbimizde hissediyoruz.

​İşte Nisan Sevim Engin’e Alaplı’da haklı bir ikincilik getiren, kelimeleriyle okuyanların tüylerini diken diken eden o muazzam eseri:

Anadolu’nun ayazı iliklere kadar işliyor. Cephede genç bir asker, elindeki silahı sımsıkı tutmuş, karanlığın içinden gelecek saldırıyı bekliyor. Üzerinde doğru düzgün bir üniforma bile yok. Karnı aç. Yorgun. Ama gözlerinde bir şey var. Teslim olmayan bir ışık. Çünkü o asker biliyor- eğer bugün düşerse sadece bir can gitmeyecek, bir milletin umudu da sarsılacak.

​İşte İstiklal Marşı, o askerin kalbinden doğmuştur.
​12 Mart 1921’de kabul edilen İstiklal Marşı, yalnızca bir şiir değildir. O, yokluk içindeki bir milletin dünyaya meydan okuyuşudur. İşgal altındaki topraklarda, umudun tükenmeye yüz tuttuğu bir zamanda yazılmıştır. Fakat o dizelerde umutsuzluk yoktur. Aksine, dimdik duran bir irade vardır.

​“Korkma! ”

​Bir marş neden böyle baslar? Çünkü korku, esaretin ilk adımıdır. Mehmet Akif Ersoy, milletine önce cesareti hatırlatmıştır. Çünkü Türk milleti tarih boyunca zinciri değil, özgürlüğü taşımıştır. Bağımsızlık bizim için bir seçenek değil, karakterdir.

​Tam bağımsızlık; yalnızca düşmanı topraklardan kovmak değildir. Tam bağımsızlık, iradeni kimseye teslim etmemektir. Kendi bayrağını gökyüzüne kendi ellerinle asabilmektir. Kendi kararlarını, kendi onurunla alabilmektir. İşte Kurtuluş Savaşı’nın en büyük gücü de buydu: İmkansızlıklar içindeki inanç.

​“Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. ”

​Bu bir şiir dizesi değil; bir milletin öz geçmişidir. Tarih boyunca nice savaşlar görmüş, nice badireler atlatmış bir milletin haykırışıdır. Çünkü özgürlük, Türk milletinin ruhuna işlemiştir. Onu elinden almaya her güç, aslında bir karakterle savaşmıştır.

​İstiklal Marşı aynı zamanda bir iman destanıdır. Mehmet Akif, bağımsızlığı sadece top ve tüfekle değil; inanca ve ahlakta görmüştür. “Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal. “derken bağımsızlığın bir lütuf değil, hak edilmiş bir değer olduğunu vurgulamıştır. Bu millet bağımsızlığı dilememiştir; bedel ödeyecek kazanmıştır.
​Bugün bizler sıcak sınıflarda eğitim alırken, bayağımız gökyüzünde özgürce dalgalanırken belki o cephedeki askerin üşüyen ellerini düşünmüyoruz. Ama İstiklal Marşı okunduğunda ayağa kalkmamızın asıl sebebi işte budur. O an geçmişle aramızdaki bağı hissederiz. O an, özgürlüğün ne büyük bir emanet olduğunu hatırlarız.

​Çünkü bağımsızlık sadece kazanılmaz, korunur.
Ve korunmak için bilinç ister, inanç ister, sorumluluk ister.

​12 Mart bize sadece bir tarih değil, bir yeminimizi hatırlatır. İstiklal Marşı, geçmişte yazılmış bir metin değil; her okunduğunda yeniden dirilen bir ruhtur.

​Ve eğer bir gün bu millet yeniden sınanırsa, o cephedeki askerin gözlerindeki ışık yine yanacaktır. Çünkü bu topraklarda özgürlük, kanla yazılmıştır.
​Son sözümüz şudur:
Bu millet diz çökmez.
Bu bayrak yere düşmez.
Ve bu vatan, istiklalsiz asla kalmaz.

​Alaplı Borsa İstanbul Fen Lisesi’ni gururlandıran, milli şuurumuzu bu denli güçlü bir şekilde ifade eden genç yeteneğimiz Nisan Sevim Engin’i yürekten tebrik ediyor, başarılarının ve o güzel kaleminin daim olmasını diliyoruz!

AKÇAKOCA’DA LİDERLİK VE VEFA ÖRNEĞİ

0
​Türk Kızılay Akçakoca Şube Başkanı Neslihan Ay, ilçedeki muhtarları iftar sofrasında bir araya getirerek eşine az rastlanır bir dayanışma örneği sergiledi. Şeffaflık ve fedakârlıkla yürütülen organizasyonun tüm masrafları, Kızılay bütçesine dokunulmadan bizzat Başkan Ay ve yönetim kurulu tarafından karşılandı.
​Ramazan ayının manevi atmosferi, Akçakoca’da Türk Kızılay’ının birleştirici gücüyle taçlandı. Türk Kızılay Akçakoca Şubesi Başkanı Neslihan Ay ve yönetim kurulu, ilçenin adeta kılcal damarları olan mahalle ve köy muhtarlarını, işletmeciliğini Ay’ın yaptığı Akçakoca Bey Konakları’nda düzenlenen görkemli bir iftar programında ağırladı.
​Birlik, beraberlik ve yardımlaşma ruhunun en üst seviyede hissedildiği gecede, Akçakoca’da basılmadık toprak, çalınmadık kapı bırakmamak adına atılacak adımlar konuşuldu.
​”Muhtarlarımız Akçakoca’daki Kılcal Damarlarımızdır”
​İhtiyaç sahiplerine ulaşmada muhtarların hayati bir rol oynadığını belirten Başkan Neslihan Ay, yaptığı etkili konuşmayla geceye damgasını vurdu. Sahadaki koordinasyonun önemine değinen Ay, şu çarpıcı ifadeleri kullandı:
​”Muhtarlarımız bizim için Akçakoca’da adeta kılcal damarlarımızdır. Mahallelerimizde ve köylerimizde ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza en hızlı ve doğru şekilde ulaşabilmemiz, sizlerin desteğiyle mümkündür. Hiçbir hanenin gözden kaçmaması, hiçbir ihtiyaç sahibinin yalnız kalmaması için el birliğiyle çalışmaya devam edeceğiz.”
​Kızılay Bütçesinden Tek Kuruş Çıkmadı: Şeffaflık ve Fedakârlık Dersi!
​Gecenin en çok takdir toplayan ve Başkan Neslihan Ay’ın örnek liderliğini gözler önüne seren detayı ise organizasyonun finansmanıyla ilgili yapılan açıklama oldu. Akçakoca’da yardım faaliyetlerini büyük bir titizlikle yürüten Ay, kamuoyuna örnek olacak bir şeffaflık duruşu sergiledi:
​”Ne Kızılay bütçesinden ne de herhangi bir hayırseverden tek bir kuruş dahi alınmamıştır. Organizasyonun tüm maliyeti şahsım ve Akçakoca Kızılay Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından karşılanmıştır.”
​Bu asil davranış, Başkan Neslihan Ay ve yönetiminin makamdan güç alan değil, makama güç ve değer katan bir vizyona sahip olduğunu bir kez daha kanıtladı. Toplantı, gönüllü ağının güçlendirilmesi ve Ramazan boyunca el ele vererek Akçakoca’da iyiliği büyütme kararlılığıyla sona erdi.

“HADDİNİ BİL HÜSEYİN EFENDİ!”

0
Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün devlet adamı vakarıyla uzattığı birleştirici eli, şahsi egolarına feda etmeye kalkan Hüseyin Tozkaldıran ve onun ‘sipariş’ medyasına tokat gibi yanıt:
“Düzce Halkı Seni Tükürüğüyle Boğar!”
​Düzce, son günlerde bir yanda şehrin geleceğini inşa eden devlet tecrübesi, diğer yanda ise kibrin esiri olmuş bir anlayışın ve onun beslemesi medyanın çatışmasına sahne oluyor. Şehri dünya standartlarında bir vizyona taşımak için gece gündüz çalışan Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, nezaketiyle her kesime kapısını açarken; karşılığında sergilenen saldırgan tutum kamuoyunda infial yarattı.
​BİR DEVLET ADAMINA KARŞI PUSU SİYASETİ!
​Başkan Faruk Özlü, her zamanki yapıcı tavrıyla bu şehrin değerlerini onore edip bağları güçlendirmek isterken, Hüseyin Tozkaldıran’ın bir pusu kültürüyle önce savunmaya, ardından hakarete varan saldırılara geçmesi maskeleri düşürdü. Milyarlarıyla Düzce’yi ve seçilmiş iradeyi dize getirebileceğini sanan bu anlayış, Düzce halkının ferasetine çarptı.
​PARAYLA SUSTURULMUŞ ŞAKŞAKÇI MEDYASININ ACİZLİĞİ!
​Devlet adamı kimliğiyle Düzce’ye vizyon katan Dr. Faruk Özlü’nün karşısına şeffaf bir şekilde çıkamayan Hüseyin Efendi, çareyi arkasına sığındığı “yandaş medyada arıyor! Parayla manşet attırarak, algı operasyonlarıyla kendini haklı çıkarmaya çalışan bu zihniyet, Düzcelilerin aklıyla alay ettiğini sanıyor. Senin o maaşlı trollerinin ve ısmarlama haberlerinin, Faruk Özlü’nün bu şehre kazandırdığı dev eserlerin ve halktaki itibarının gölgesinde esamesi bile okunmaz! Biz seni de, seni parlatan o kiralık sayfaları da gayet iyi tanıyoruz.
​YIĞILCA SENİN LÜTFUNA MUHTAÇ DEĞİLDİR!
​Tozkaldıran’ın, bir ilçenin ekonomisini tek başına ayakta tuttuğunu iddia edecek kadar ileri giden kibri, Yığılcalıları ayağa kaldırdı.
​Emekçinin Hakkı: Yığılca; alın teriyle ekmeğini kazanan emekçinin, sabah “Bismillah” diyerek kepenk açan esnafın memleketidir.
​Ego Esareti: Bir ilçeyi “ben geçindiriyorum” demek, o halkın onuruna yapılmış en büyük saldırıdır.
​Özür Dile: Düzce kamuoyu, Yığılca insanını kendi mülkü sanan bu zatı acilen açık bir özür dilemeye davet ediyor.
​HAYIR İŞİ Mİ, PAZARLIK KONUSU MU?
​Okul, kreş ve kütüphane gibi kutsal hizmetleri bir “pazarlık” unsuru, bir “hak etme” kriteri haline getiren Tozkaldıran, 410 bin nüfuslu kente tepeden bakma hadsizliğini gösterdi. Faruk Özlü’nün şehre kazandırdığı kalıcı eserlerin yanında, “pazar yeri” üzerinden böbürlenen bu tavır, halkın gözünde ibretle izleniyor.
​”PARAN SENİN OLSUN, BİZE İZZET-İ NEFSİMİZ YETER”
​Vergi ödemeyi ve istihdam yaratmayı bir “zırh” gibi kullanıp şehrin havasından, doğasından ve insanından götürdüklerini gizlemeye çalışanların ve bu gerçekleri örtbas eden yandaş basının maskesi düştü. İtfaiye raporları ve bürokratik süreçler üzerinden mağdur edebiyatı yapanlar, Dr. Faruk Özlü gibi ömrünü devlete adamış bir ismi boşa düşüremeyeceklerini anlamalıdır.
​SONUÇ: TOZ KALDIRDIN AMA HÜKMÜN O TOZ KADAR!
​Tehdit diliyle “her açıklamaya cevap vereceğim” diyenlerin öfkesi, aslında kontrolsüzlüklerinin ve biten kredilerinin göstergesidir. Düzce’nin mesajı net: Bu memleket korkmaz! Paran kibrini büyütmüş, etrafına kiralık kalemler toplamış olabilirsin ama bu toprağın insanının izzet-i nefsini asla yenemezsin.
​Düzce halkı, vizyonu ve beyefendiliğiyle şehri yarınlara taşıyan Dr. Faruk Özlü’nün arkasında kenetlenirken, kibriyle büyük konuşanları ve onların şakşakçılarını tarihin tozlu sayfalarına terk ediyor.
​Senden ve senin o satılık medyanın manşetlerinden korkan, senin gibi olsun Tozkaldıran!

AKÇAKOCA’NIN KALBİNE ALBAYRAK İMZASI

0
Akçakoca Belediye Başkanı Fikret Albayrak, yılların ihmal edilmişliğine neşter vurmaya devam ediyor. Şehrin vitrini konumundaki Merkez Çarşı’da yıllardır kaderine terk edilen amfi banklar, Başkan Albayrak’ın “vizyoner ve estetik” belediyecilik anlayışıyla adeta yeniden doğdu!
📍 Akçakoca’nın en yoğun noktalarından biri olan ve vatandaşların nefes aldığı Merkez Çarşı, Belediye Başkanı Fikret Albayrak’ın estetik dokunuşuyla bambaşka bir çehreye büründü. Uzun süredir çürüyen, bakımsızlığıyla hem görüntü kirliliği yaratan hem de vatandaşın tepkisini çeken amfi banklar sökülerek yerini modern, sağlam ve şık oturma alanlarına bıraktı. 🪑🌿
🚀 SADECE BİR BANK DEĞİL, VİZYON MESELESİ!
Göreve geldiği günden bu yana şehrin kronikleşmiş sorunlarını yüksek bir kararlılıkla çözen Başkan Albayrak, bu hamlesiyle “insan odaklı” hizmet anlayışını bir kez daha kanıtladı. 🤝 Yenilenen amfi alanı, sadece bir oturma grubu değişikliği olmaktan çıkıp, Akçakoca’nın turizm kimliğine ve şehir estetiğine yakışır vizyoner bir adıma dönüştü. Çürüyen manzaranın yerini alan bu estetik tasarım, vatandaşlardan tam not aldı. 💯👏
🔍 “KÜÇÜK DETAYLAR, BÜYÜK VİZYONUN ESERİDİR”
Şehri bir bütün olarak ele alan ve hiçbir detayı atlamayan Başkan Fikret Albayrak, yapılan bu kusursuz çalışmayla ilgili şu çarpıcı ifadeleri kullandı: 🗣️
​”Şehrimizin en yoğun noktalarından biri olan bu alanda hem görüntü kirliliğini ortadan kaldırdık hem de vatandaşlarımızın konforunu artırdık. 🛠️ Küçük gibi görünen ama şehir estetiği açısından önemli olan her detayı tek tek ele alıyoruz. Akçakoca’mızda sorunsuz bir kent düzeni oluşturma gayretindeyiz!” 🎯
📣 ALBAYRAK’TAN MÜJDE: BU SADECE BAŞLANGIÇ!
Merkez Çarşı’daki bu göz alıcı dönüşüm, aslında Akçakoca’yı bekleyen büyük değişimin sadece habercisi. 🌅 Daha düzenli ve daha güzel bir şehir için çalışmalarına ara vermeden devam ettiklerini belirten Başkan Albayrak, “Önümüzdeki süreçte şehrimizin farklı noktalarında çok daha fazla yeniliği birlikte göreceksiniz” diyerek Akçakoca halkına müjdeyi verdi. 🏗️✨
⭐ Akçakoca, Fikret Albayrak’ın usta ellerinde, kararlı adımlarla parlayan bir yıldıza dönüşmeye devam ediyor! 🌊💙

AKÇAKOCA SİYASETİNDE “SAYISAL ÇOĞUNLUK” KİBRİ

0
​31 Mart yerel seçimlerinde Akçakoca halkı iradesini net bir şekilde ortaya koyarak Fikret Albayrak’a “şehri yönetme” yetkisini verdi. Ancak son günlerde AK Parti İlçe Başkanı Burhan İşleyen’in açıklamalarına yansıyan “üstenci” dil, ilçede adeta trajikomik bir vesayet tiyatrosu oynandığını gösteriyor. Meclisteki sayısal çoğunluğu bir “lütuf” makamı gibi pazarlamaya kalkan, her “evet” oyunu kişisel bir sadakaymış gibi sunan İşleyen’in bu nobran tavrı, akıllara şu soruyu getiriyor: Akçakoca’yı sandıktan çıkan irade mi yönetecek, yoksa meclisteki sayısal çoğunluk sarhoşluğu mu?
​AKÇAKOCA – (24.02.2026) – Demokrasilerde sandık en yüce makamdır ve Akçakoca halkı 31 Mart’ta kararını vererek belediyenin anahtarını Fikret Albayrak’a teslim etmiştir. Seçimlerin ortaya çıkardığı diğer bir gerçek olan “AK Parti’nin meclisteki sayısal çoğunluğu” ise elbette halkın takdiridir ve saygı duyulmalıdır.
​Ancak AK Parti İlçe Başkanı Burhan İşleyen’in son dönemde kullandığı kibirli dil, bu demokratik dengeyi bir “siyasi şantaj” aracına dönüştürme çabasından başka bir şey değildir.
🏛️ İCRA MAKAMININ ÜZERİNDE VESAYET KURMA ÇABASI
​İşleyen’in açıklamalarındaki “Biz izin verdik”, “Biz destekledik”, “Biz hayır dedik” şeklindeki tahakküm kurmaya çalışan ton, siyasal bir olgunluğun değil, güç zehirlenmesinin dışavurumudur.
​Burhan İşleyen ve ekibi unutmamalıdır ki; mecliste çoğunluğu elinde bulundurmak, kimseye seçilmiş bir belediye başkanının üzerine çıkma, icra organının yetkilerini gasp etme hakkı vermez! Meclis, projeleri denetler, uyarılarda bulunur, kentin yararına katkı sunar. Ancak meclis, asla ve asla sandığın, yani halk iradesinin yerine geçemez. “Biz olmasak burada yaprak kıpırdamaz” şeklindeki tehditkar siyaset, yerel demokrasiyi büyütmez; aksine bu dili kullananları halkın gözünde küçültür.
⚖️ “EVET” DEMEK LÜTUF DEĞİL, AKÇAKOCA İÇİN ASLİ GÖREVDİR!
​Ortadaki en büyük akıl tutulması ise, meclisten geçen kararların Burhan İşleyen tarafından sanki şahsi bir fedakarlıkyış gibi kamuoyuna sunulmasıdır.
​Kredi onayları, araç alımları, SGK ve vergi borcu yapılandırmaları için mecliste kalkan o eller; bir partiye “kıyak” geçmek için değil, Akçakoca’nın yarınları için kalkmaktadır. Ortada kimsenin cebinden çıkan bir para veya kişisel bir lütuf yoktur. Verilen destekler, o koltuklarda oturmanın getirdiği asli sorumluluğun yerine getirilmesinden ibarettir. Görevinizi yaparken bunu bir “ihsan” gibi pazarlamak trajikomiktir.
🛑 DÜNÜN “AÇIK ÇEK” VERENLERİ, BUGÜN NEDEN ENGEL?
​Akçakoca halkının gözünden kaçmayan asıl çifte standart ise dünkü ve bugünkü tavır farkıdır.
​Geçmiş dönemde Cumhur İttifakı’nın yönettiği belediyede her türlü borçlanmaya, her türlü talebe gözü kapalı “evet” diyen irade; bugün sandıktan CHP’li bir başkan çıkınca neden aniden “fren” mekanizmasına dönüşmüştür? Bu çifte standardın yükü çok ağırdır.
​Refleks olarak her projeye “hayır” demek, sadece meclis tutanaklarına geçen bir şerh değildir. Sizin o “hayır”larınız sahada atılamayan asfalt, alınamayan çöp kamyonu, ödenemeyen personel maaşı olarak Akçakoca halkına fatura edilmektedir.
🗣️ SON SÖZ: GÖLGE ETMEYİN!
​Kısacası Sayın İşleyen; eleştirinizi yapın, muhalefetinizi en sert şekilde ortaya koyun, yanlış gördüğünüzü şeffafça denetleyin. Ama çoğunluğu bir “üstünlük nişanı” gibi kullanarak halkın seçtiği iradenin üzerine gölge düşürmeye kalkmayın.
​Akçakoca bu vesayet dilini sevmez. Hizmeti engelleyenleri, memleketi siyasi inat uğruna enkaza çevirenleri asla unutmaz ve sandıkta hesabını çok ağır sorar.
​Akçakoca’nın bugün güç gösterilerine değil; ortak akla, olgunluğa ve hizmete ihtiyacı var. Sizden beklenen tek şey var: Gölge etmeyin, başka ihsan istemez!

DÜZCE’NİN LEZZET VE GÜVEN KAPISI

0

​Düzce’de beyaz et denilince akla gelen ilk isim olan Olgun Piliç, kalitesi, tazeliği ve üstün hijyen standartlarıyla bölge halkının bir numaralı tercihi olmaya devam ediyor. “Tarladan sofraya, en doğalından” vizyonuyla hareket eden firma; günlük ve taze ürünleri, mangallık özel soslu lezzetleri ve güler yüzlü hizmetiyle Düzce ve çevre ilçelerde sofraların lezzet mimarı konumunda. Sağlıklı ve güvenilir tavuk eti tüketmek isteyenlerin tek adresi: Olgun Piliç!
​DÜZCE – (24.02.2026) – Sağlıklı beslenmenin ve lezzetli sofraların en temel yapı taşlarından biri olan beyaz ette, güvenin ve kalitenin adresi değişmiyor. Düzce’de yıllardır müşteri memnuniyetini her şeyin üstünde tutarak hizmet veren Olgun Piliç, hem lezzetiyle damak çatlatıyor hem de hijyen kurallarına verdiği tavizsiz önemle içleri rahatlatıyor.
​🥇 GÜNLÜK, TAZE VE %100 GÜVENİLİR
​Olgun Piliç’i bölgedeki diğer firmalardan ayıran en büyük özelliği, ürün sirkülasyonunun hızı ve “Gündelik Tazelik” prensibi. Soğuk zincir kurallarına harfiyen uyularak reyonlara gelen tavuk ürünleri, en taze haliyle tüketiciyle buluşuyor.
​Bütün tavuktan kanata, incikten bonfileye, pirzoladan kelebeğe kadar aradığınız her ürünü en temiz haliyle Olgun Piliç tezgahlarında bulmak mümkün. Ailelerin çocuklarına gönül rahatlığıyla yedirebildiği bu ürünler, İslami usullere uygun kesim ve yüksek kalite standartlarıyla mutfaklara giriyor.
​🔥 MANGAL SEVERLERİN VAZGEÇİLMEZİ: ÖZEL SOSLU LEZZETLER!
​Havaların ısınmasıyla birlikte başlayan mangal sezonunun veya evde pratik ve lezzetli yemek arayanların en büyük kurtarıcısı yine Olgun Piliç oluyor!
​Firmanın kendi özel reçeteleriyle hazırladığı, tam kıvamında marine edilmiş “Soslu Mangallık Ürünler”, Düzcelilerin favorisi durumunda. “Uğraşmaya son, al ve pişir” konseptiyle hazırlanan soslu kanat, pirzola ve şiş çeşitleri, mangal ateşinde nar gibi kızararak damaklarda unutulmaz bir tat bırakıyor.
​🤝 “MÜŞTERİ DEĞİL, AİLE” MANTIĞI İLE HİZMET
​Olgun Piliç işletmecileri ve çalışanları için kapıdan giren herkes bir müşteri değil, ailenin bir ferdi. Güler yüzlü esnaflık anlayışı, ürün seçimi sırasında verilen samimi tavsiyeler ve her bütçeye uygun ekonomik fiyat politikası, Olgun Piliç’i sadece bir kasap değil, mahallenin/şehrin güvenilir dostu yapıyor.
​Siz de sofralarınızı şölene çevirmek, sağlığınızdan ve damak tadınızdan ödün vermemek için Düzce’nin gururu Olgun Piliç lezzetleriyle tanışmakta geç kalmayın!

FARUK ÖZLÜ’DEN ÇİMENTO PATRONUNA “OSMANLI TOKADI”

0

Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, Düzce’nin sırtından milyonlar kazanıp şehre tek bir çivi çakmayan ve “Sosyal yatırım yapmam” diyerek uzun uzun bahaneler sıralayan Marmara Çimento Patronu Hüseyin Gündoğdu’ya tarihi bir ders verdi. Gündoğdu’nun açıklamalarını “Merdi kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler” (Kendini överken suçunu itiraf etmek) atasözüyle özetleyen Başkan Özlü, devlet adamlığına yakışır bir zekayla çimento patronunu tüm protokolün önünde hesaplaşmak üzere iftara davet etti. Özlü’nün bu hamlesi, “Düzce sahipsiz değildir” gerçeğini bir kez daha kanıtladı.
​DÜZCE – (24.02.2026) – Düzce ve Yığılca ekseninde günlerdir devam eden “Çimento Fabrikası” tartışmasında son noktayı, Düzce’nin vizyoner lideri, Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü koydu.
​Marmara Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Gündoğdu’nun, Düzce’ye okul veya kreş yapma çağrısını reddederek uzun ve tutarsız bahanelerle dolu bir bülten yayınlamasına, Başkan Özlü’den gelen cevap hem edebi bir tokat hem de cesur bir “Hodri Meydan” çağrısı oldu.
​🏛️ DEVLET ADAMLIĞI VE SİYASİ ZEKA BİR ARADA
​Başkan Özlü, Gündoğdu’nun kurumları suçlayarak, itfaiye raporu üzerinden algı yaratarak kendini aklamaya çalıştığı o uzun metne, siyasi zekasını ve entelektüel birikimini konuşturan şu tarihi sözlerle yanıt verdi:
​”Sayın Hüseyin Gündoğdu; Açıklamanızı okudum. Özetle, ben Düzce iline bir ‘okul’, bir ‘kütüphane’ veya bir ‘kreş’ yapmam diyorsunuz. Canınız sağ olsun. Hayır yapmak her insana nasip olmaz derler.”
​Özlü’nün bu girişi, sadece bir eleştiri değil; Düzce’nin kaynaklarını sömürüp de bu şehre kalıcı bir eser bırakmaktan kaçınan zihniyete vurulmuş en zarif ve en ağır tokat olarak Düzce siyaset tarihine geçti.
​🎭 “MERDİ KIPTI ŞECAAT ARZ EDERKEN SİRKATİN SÖYLER”
​Başkan Özlü, Gündoğdu’nun itfaiye raporu bahanesiyle Düzce Belediyesi’ni hedef almasına da aynı zarafet ve netlikle cevap verdi. Çimento patronunun aslında kendi kusurlarını ele verdiğini belirten Özlü, şu çarpıcı ifadeyi kullandı:
​”Ancak çok uzun açıklamanız ‘merdi kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler’ (Bir kişi kendini överken, farkında olmadan aslında kusurunu ya da suçunu da ortaya koyar) gibi olmuş. Siz de biliyorsunuz ki yangın raporu vermeye Düzce Belediyesi değil, Yığılca ilçe belediyesi yetkili.”
​Bu sözler, Gündoğdu’nun kurumları birbirine düşürme veya yetki karmaşası üzerinden mağduriyet yaratma oyununu tek hamlede bozdu.
​⚔️ TÜM DÜZCE’NİN GÖZÜ ÖNÜNDE “HODRİ MEYDAN”
​Dr. Faruk Özlü, devlet ciddiyetine yakışan asıl hamleyi ise son cümlesinde yaptı. Klavyeden uzun uzun bültenler yazarak algı yönetmeye çalışan Hüseyin Gündoğdu’yu, göz teması kurarak, yüz yüze konuşmak üzere tüm Düzce protokolünün katılacağı bir iftar yemeğine davet etti.
​Özlü’nün bu cesur çağrısı şöyle:
“Açıklamanızda yer alan iddialarınızı yüz yüze görüşmek isterim. Sizi; Milletvekillerimiz, bütün ilçe belediye başkanlarımız, İl Özel İdaresi Başkanımız, Genel Sekreterimiz, Çevre Şehircilik İl Müdürümüz ile sınırlı sayıda yerel basın mensubunun davet edileceği Düzce Mutfak Sanatları Merkezi’ndeki bir iftar yemeğine davet ediyorum. Açıklamanızda yer alan hizmetlerinizi, sosyal sorumluluk projelerinizi hep birlikte dinleyelim. Size haksızlık etmeyelim.”
​👑 DÜZCE’NİN “ÖZLÜ” LİDERİ!
​Faruk Özlü’nün bu hamlesi, sermaye sahiplerinin şehri kendi arka bahçesi gibi görmesine asla müsaade etmeyeceğinin en somut göstergesidir. Başkan Özlü, “Milletin arkasında ben varım” diyerek, şehrin tüm yetkili organlarını tek masada toplayıp, Çimento patronuna “Gel, hesabını bu masada ver” demiştir.
​Şimdi Düzce kamuoyu merakla bekliyor: Klavye delikanlılığı yaparak bülten yayınlayan Hüseyin Gündoğdu, tüm Düzce protokolünün önüne çıkıp o iftar masasında Özlü’nün gözlerine bakarak aynı iddiaları savunabilecek mi?
​Düzce bir kez daha gördü ki; bu şehrin haklarını masada, meydanda ve vicdanlarda savunan, tavizsiz bir lideri var!

DR. FARUK ÖZLÜ VE SELAMİ SAVAŞ’TAN DÜZCE’NİN HAKKINI YEDİRMEYEN “TARİHİ” DURUŞ!

0
Düzce’nin ve Yığılca’nın dağını, taşını, yolunu ağır tonajlı devasa kamyonlarıyla köstebek yuvasına çeviren, milyonlarca lira kazanırken ilçeye sadece toz ve enkaz bırakan malum çimento fabrikasının sahibi, yayınladığı “acıtasyon” dolu açıklamayla adeta aklımızla alay etti! Ancak karşısında bu kez sert bir kaya buldu: Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün tecrübesi ve Yığılca Belediye Başkanı Selami Savaş’ın cesaretiyle örülen “Halkın Hakkı” duvarı! Fabrika patronuna Düzce kamuoyundan net cevap: Yalanı, iftirayı bırak! Önce şu soruya cevap ver: Senin bu Düzce’de dikili tek bir ağacın var mı?
​DÜZCE/YIĞILCA – (23.02.2026) – Vah ki ne vah! Düzce ve Yığılca üzerinden milyonlar kazanan, “Hep bana, hep bana” zihniyetiyle ilçenin kanını emen Marmara Çimento’nun patronu, kalkmış bülten yayınlayarak mağdur edebiyatı yapıyor.
​Neymiş efendim? Fabrikaya giren çıkan devasa kamyonlardan Yığılca Belediyesi’ne aktarılmak üzere “araç başı para” alınmasını öngören protokolden rahatsız olmuş! Düzce Belediyesi’nin bu haklı talebe taraf olması “nasıl bir sosyal sorumlulukmuş” diye soruyor!
​Biz sana anlatalım beyefendi!
🛡️ ÖZLÜ’NÜN “AĞABEYLİĞİ”, SAVAŞ’IN “CESARETİ”: DÜZCE SAHİPSİZ DEĞİL!
​Bu protokol, bir keyfiyet değil; Düzce ve Yığılca’nın hakkını savunan tarihi bir dayanışma belgesidir!
Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, devlet adamlığı tecrübesi ve “Büyük Düzce” vizyonuyla, Yığılca’nın bu haklı davasında “Ağabey” sıfatıyla masaya yumruğunu vurmuştur. Özlü’nün bu desteğini yanına alan Yığılca Belediye Başkanı Selami Savaş ise, sermaye gücüne boyun eğmeden, ilçesinin yollarını ve vatandaşının sağlığını aslanlar gibi savunmuştur.
​İşte sizin asıl rahatsız olduğunuz, sindiremediğiniz şey; Faruk Özlü ve Selami Savaş’ın sergilediği bu sarsılmaz irade ve “Memleketin hakkını sermayeye yedirmeyiz” duruşudur!
🚛 YOLLARI KÖSTEBEK YUVASINA ÇEVİREN KİM?
​Vallahi kim haklı kim haksız edebiyatını bırakın. Ortada kapı gibi bir gerçek var: Yığılca’nın yolları bu ağır yüklü dev araçların ticaretini kaldırmıyor! İlçe halkı sizin kamyonlarınızın tozunu yutmak, çökerttiğiniz yollarda can tehlikesiyle seyahat etmek zorunda mı?
​Siz o devasa araçlarla Yığılca’nın yollarını paramparça edeceksiniz, sonra da Başkan Selami Savaş o yolları tamir etmek, ilçeye hizmet getirmek için “araç başı” katkı payı istediğinde itiraz edeceksiniz! İlçeye sabit hiçbir gelir getirisi olmayan, sadece toz ve enkaz bırakan fabrikanızın “istihdam” masalı, bu ilçenin yok olan altyapısını karşılamıyor.
🎭 GÖZ YAŞARTAN “YARDIM” TİYATROSU!
​Patron beyefendi açıklamasına inciler dizmiş: Sarıkaya Mağarası’na çevre düzenlemesi için yardım etmiş, birkaç muhtarın ricasını kırmamış, Hasanlar Barajı yolu için girişimde bulunmuş, Yığılcaspor’a üç-beş kuruş katkı sağlamış… Okurken gözlerimiz doldu(!)
​Siz Düzce’nin sırtından dağları devirip milyon dolarlar kazanırken, koca ilçeye lütfettiğiniz birkaç sadaka ile “sosyal sorumluluk” kahramanı mı oldunuz? Soruyoruz sana: Düzce’de sömürdüğün doğaya karşılık dikili tek bir ağacın var mı?
🛑 “İTFAİYE RUHSATI” YALANI ELİNİZDE PATLADI!
​Açıklamanızın en vahim ve en karanlık tarafı ise, koca koca yalanları hiç utanmadan arka arkaya dizmenizdir!
​Yığılca Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’nün size “ruhsat vermediğini” iddia ederek açıkça kamuoyunu yanıltıyorsunuz. BU BİR YALANDIR! Sizin bal gibi de itfaiye ruhsatınız var! Sırf kurumları karalamak, Yığılca Belediyesi’ni “iş yapmıyor, bizi engelliyor” konumuna düşürmek için iftira atmaktan çekinmiyorsunuz. Maskeniz düştü beyefendi!
💰 KURAL NET: DÜZCE’DE KAZANIYORSAN, DÜZCE’DE HARCAYACAKSIN!
​Bu saatten sonra kimse kusura bakmasın; acıtasyon yapacak, duygu sömürüsüyle işi kıvıracak hal kalmadı.
​Düzce sahipsiz değildir! Burası sizin “istediğimi alırım, yolları bozarım, parama bakarım, üç-beş kuruş yardımla da herkesi sustururum” diyeceğiniz bir sömürge toprağı hiç değildir. Karşınızda Düzce’nin çıkarlarını koruyan Dr. Faruk Özlü ve Yığılca’yı ezdirmeyen Selami Savaş var.
​Kural çok nettir: Parayı Düzce’nin taşından, toprağından kazanıyorsan; o parayı Düzce’ye, Yığılca’ya harcayacaksın! Yalanları, iftiraları ve o ucuz mağduriyet edebiyatını bir kenara bırakın. Ya bu memleketin kurallarına ve hakkına saygı gösterirsiniz, ya da Düzce halkının iradesini temsil eden başkanların haklı tokadını yemeye devam edersiniz!