Düzce, yıllarca süren çarpık kentleşme ve estetik yoksunluğundan Dr. Faruk Özlü’nün devrim niteliğindeki projeleriyle kurtuluyor! Şehrin merkezindeki ucube yapıları ve gecekonduları tarihe gömen Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, “Cami, Meydan ve Çarşı” konseptiyle tasarlanan Cedidiye Meydanı Projesi’nin 2. Etabının temelini görkemli bir törenle attı. Şeffaflıktan taviz verilmeyen projede, Düzce yepyeni ve modern bir cazibe merkezine kavuşuyor. Başkan Özlü bir kez daha kanıtladı: O sadece bir başkan değil, Düzce’nin başmimarı!
DÜZCE – (23.02.2026) – Şehirler, onları yöneten liderlerin vizyonuyla kimlik kazanır. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, göreve geldiği günden bu yana şehrin silüetini bozan, kronikleşmiş sorunlara neşter vurmaya devam ediyor. Düzce’nin tam kalbinde yer alan ve yıllarca kaderine terk edilen Cedidiye Meydanı, Özlü’nün kararlı iradesi ve estetik anlayışıyla küllerinden doğuyor.
Dev projenin 2. Etap temel atma töreni, Düzce protokolünün ve vatandaşların yoğun katılımıyla adeta bir şölene dönüştü.
🏗️ ÇARPIK YAPI GİTTİ, “FARUK ÖZLÜ VİZYONU” GELDİ
Törende yaptığı vizyoner konuşmayla Düzce’nin dünü ve bugünü arasındaki devasa farkı ortaya koyan Başkan Dr. Faruk Özlü, 2019 yılında devraldıkları tabloyu hatırlattı.
Eskiden yaklaşık 10.400 metrekarelik bu kıymetli alanda gecekonduların, derme çatma yapıların ve estetikten uzak eski belediye binasının oluşturduğu “çelişkili ve utanç verici” bir manzara vardı. Ancak Faruk Özlü’nün liderliğindeki Düzce Belediyesi, bu karmaşaya son vererek alanı şehrin en prestijli noktası yapmak için düğmeye bastı.
Başkan Özlü’nün “Düzce’ye yakışır bir cazibe merkezi oluşturacağız” sözü, bugün atılan temellerle ete kemiğe büründü.
🕌 CAMİ, MEYDAN VE ÇARŞI: ŞEHRİN YENİ RUHU
Birinci etabı başarıyla tamamlanan ve Düzcelilerden tam not alan projenin 2. etabında, toplam 51 dükkân yer alacak. Başkan Özlü’nün şehircilik anlayışının temelini oluşturan “Cami, Meydan ve Çarşı” konsepti, Cedidiye Meydanı’nı sadece ticari bir alan değil; Düzcelilerin nefes alacağı, sosyalleşeceği manevi ve kültürel bir buluşma noktası haline getirecek.
⚖️ ŞEFFAFLIK DERSİ: AÇIK ARTIRMA İLE SATIŞ
Başkan Faruk Özlü’nün yönetim anlayışının en önemli direklerinden biri olan “Şeffaflık”, bu dev projede de kendini gösterdi. Özlü, inşa edilecek 51 dükkândan 47’sinin açık artırma yöntemiyle ve tamamen şeffaf bir süreçle satışa sunulacağını müjdeledi. Bu karar, kamu kaynaklarının nasıl liyakatle ve hakkaniyetle yönetildiğinin en büyük ispatı oldu.
🗣️ VALİ MAKAS’TAN ÖZLÜ’YE TAM DESTEK
Törende konuşan Düzce Valisi Mehmet Makas da Başkan Özlü’nün bu tarihi hamlesine tam destek verdi. Şehirlerin kimlikleriyle yaşadığını vurgulayan Vali Makas, Cedidiye Meydanı’nın Düzce’ye muazzam bir değer kazandıracağını belirterek, özellikle satış sürecindeki şeffaflık vurgusunun altını çizdi. Düzce Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı da projenin şehir merkezine nefes aldırıp ticari hareketliliği zirveye taşıyacağını belirterek Başkan Özlü’ye teşekkür etti.
Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, eleştirilere kulak asmadan, uzun vadeli ve kalıcı eserler bırakma hedefinden sapmadan yoluna devam ediyor. Edilen dualar ve basılan butonla temeli atılan 2. Etabın bu yıl içinde tamamlanmasıyla Düzce, Faruk Özlü’nün imzasını taşıyan yepyeni ve muhteşem bir meydana kavuşmuş olacak.
Düzce’de değişim rüzgarı değil, Faruk Özlü fırtınası esiyor!
DÜZCE’NİN KALBİNE “ÖZLÜ” DOKUNUŞ
AKÇAKOCA’NIN ÖZ DEĞERİ: ALEV ÜNAL!
TAPNET ÇAĞRI MERKEZİ, YENİ MÜŞTERİ DANIŞMANLARINI ARIYOR!
AKÇAKOCA CHP TABANINDAN TUĞRUL ABANOZ’A SERT ÜLTİMATOM:
Akçakoca siyasetini sarsan Tuğrul Abanoz ile malum “sözde gazeteci” ayrılığının perde arkası aralanıyor! CHP Akçakoca tabanının, İlçe Başkanı Tuğrul Abanoz’a “sözde gazeteci” ile yürüttüğü ilişki nedeniyle çok sert bir ültimatom verdiği ortaya çıktı. Kulislerde yankılanan iddialara göre partililer Abanoz’a; “Ya o iftiracıyla yoluna devam edersin, ya da onunla yollarını ayırırsın! Başkan Fikret Albayrak bizim kırmızı çizgimizdir” diyerek rest çekti. İkilinin arasının aniden açılmasının asıl sebebinin de bu taban baskısı olduğu konuşuluyor.
AKÇAKOCA – (23.02.2026) – Akçakoca siyasetinde günlerdir konuşulan, CHP İlçe Başkanı Tuğrul Abanoz ile yerel basında “sözde gazeteci” olarak nitelendirilen şahıs arasındaki ani kopuşun altından, devasa bir taban isyanı çıktı.
Düne kadar aynı safta duran ve Belediye Başkanı Fikret Albayrak’a yönelik sistematik eleştirilerde adı birlikte anılan bu ikilinin neden bir gecede birbirine düştüğü sorusu, parti kulislerine sızan “Ültimatom” haberiyle netlik kazanmaya başladı.
🛑 TABANIN SABRI TAŞTI: REST ÇEKİLDİ!
Edinilen sağlam kulis bilgilerine göre; sözde gazetecinin Akçakoca Belediyesi’ne ve Başkan Fikret Albayrak’a yönelik asılsız iddiaları, karalama kampanyaları ve iftira boyutuna varan yayınları, CHP Akçakoca tabanında bardağı taşıran son damla oldu.
Kendi partisinin belediye başkanının, üstelik ilçe başkanıyla “yakın ilişkisi” olan bir şahıs tarafından sürekli yıpratılmaya çalışılmasını hazmedemeyen partililer, faturayı Tuğrul Abanoz’a kesti.
⚠️ “YA O İFTİRACI, YA BİZ!”
İddialara göre, CHP’nin önde gelen isimleri ve taban temsilcileri Tuğrul Abanoz ile bir araya gelerek tarihi bir restleşmeye imza attı.
Partililerin Abanoz’a şu sert sözlerle ültimatom verdiği konuşuluyor:
“Sözde gazetecinin partimize ve belediyemize verdiği zarar artık haddini aşmıştır. Kararını ver! Ya bu şahısla kol kola girip Fikret Albayrak’a iftira atmaya göz yumarsın ve siyasi bedelini ödersin; ya da bu sözde gazeteciyle yollarını derhal ayırır, partinin ve başkanının yanında durursun!”
🔴 “FİKRET ALBAYRAK KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR”
Tabanın Abanoz’a verdiği mesajın en can alıcı noktası ise “Kırmızı Çizgi” uyarısı oldu. Partililer, “Akçakoca’da CHP’nin bayrağını dalgalandıran, 600 milyonluk borç yüküne rağmen hizmet üretmeye çalışan Fikret Albayrak, örgütün kırmızı çizgisidir. Kimsenin şahsi menfaatleri ve sözde gazetecilerin iftiraları bu gerçeği değiştiremez” diyerek noktayı koydu.
🎭 SAHTE KAVGA MI, GERÇEK AYRILIK MI?
Kulisleri sarsan bu ültimatom iddiaları, Abanoz ve sözde gazeteci arasında son günlerde medyaya yansıyan “Vatandaşın önüne çıkmaya yüzün yok mu?” şeklindeki atışmaların asıl nedenini de açıklıyor.
Tabanın bu ağır baskısı ve “istifa” restleri karşısında köşeye sıkışan Tuğrul Abanoz’un, siyasi bekasını kurtarmak adına sözde gazeteciyle köprüleri atmak zorunda kaldığı iddia ediliyor.
Şimdi Akçakoca kamuoyu ve CHP örgütü şu sorunun cevabını bekliyor: Tuğrul Abanoz’un bu ayrılığı tabanın baskısıyla verilmiş samimi bir karar mı, yoksa gaz almak için kurgulanmış geçici bir tiyatro mu?
Cevabı zaman ve Abanoz’un bundan sonraki siyasi adımları gösterecek. Ancak kesin olan bir şey var ki; CHP tabanı Akçakoca’da oynanan bu oyunlara artık “Dur” demiştir.
BU ARTIK GAZETECİLİK DEĞİL, “FATURA ZORBALIĞI”
HABERSİZ YAYIN YAPIP 15 BİN TL İSTEYEN SÖZDE GAZETECİDEN AKILALMAZ YAYGARA!
Düzce basın camiasında, “sözde gazeteciliğin” ulaştığı içler acısı tabloyu gözler önüne seren inanılmaz bir olay yaşanıyor. İddiaya göre; Düzce’de yayın yapan bir şahıs, Akçakoca Belediyesi yetkililerinin hiçbir haberi ve onayı olmadan kendi kendine “kandil” ve “bayram” tebrik mesajları yayınlayıp, ardından kuruma 15 bin TL’lik fatura kesti! Faturası haklı olarak iade edilip parası ödenmeyince “Belediye borcunu ödemiyor” diyerek yaygara koparan bu şahsın, aynı zamanda Düzce Belediyesi’nin yıktığı yerlerden ‘çıkma mobilya’ bile dilendiği ve oradan da ret yediği ortaya çıktı!
AKÇAKOCA – (23.02.2026) – Gazetecilik, kamuoyunu doğru bilgilendirme ve denetleme sanatıdır. Ancak son günlerde Düzce ve Akçakoca ekseninde yaşanan olaylar, bu onurlu mesleğin bazı “sözde gazeteciler” tarafından nasıl bir ticari dayatmaya, hatta “bedavacılığa” dönüştürüldüğünü acı bir şekilde gösteriyor.
📝 KENDİ ÇALIP KENDİ OYNUYOR: ONAYSIZ YAYIN, HABERSİZ FATURA!
Skandal iddiaların merkezinde, Düzce’de sözde gazetecilik faaliyetleri yürüten bir isim var.
Olayın gelişimi ise tam bir “Trajikomedi”: Bu şahıs, Akçakoca Belediyesi yönetiminin, başkanının veya basın biriminin hiçbir talebi, onayı ya da bilgisi olmaksızın kendi yayın organında belediye adına kandil ve bayram mesajları yayınlıyor. İşin asıl akılalmaz kısmı ise bundan sonra başlıyor.
Sözde gazeteci, kendi inisiyatifiyle yayınladığı bu “zoraki tebriklerin” karşılığı olarak Akçakoca Belediyesi’ne 15.000 TL tutarında fatura kesip gönderiyor!
🛑 BELEDİYE OYUNA GELMEDİ, FATURAYI İADE ETTİ
Kurum ciddiyetine ve mali disipline yakışan en doğru tepkiyi gösteren Akçakoca Belediyesi, “Bizim böyle bir talebimiz, reklam anlaşmamız veya onayımız yok” diyerek bu asılsız ve dayatma faturayı anında iade etti.
Hiçbir kurum, hele ki kamu kaynaklarını kullanan bir belediye, “Ben yayınladım, parasını ver” mantığıyla çalışan bir emrivakiye boyun eğemez, eğmemelidir!
🛋️ SADECE FATURA MI? DÜZCE BELEDİYESİ’NDEN “HURDA MOBİLYA” DİLENMİŞ!
Skandallar zinciri sadece kesilen bu faturayla da sınırlı değil. Kulislerde yankılanan bir diğer iddia ise bu şahsın “beleşçilikte” sınır tanımadığını gösteriyor.
Aynı sözde gazetecinin, Düzce Belediyesi tarafından yıkılan veya boşaltılan yerlerden çıkan eski mobilyaları ve eşyaları kendisine bedavaya tahsis etmeleri için yetkililerden adeta dilendiği ortaya çıktı! Ancak devlet adabını ve kurum ciddiyetini koruyan Düzce Belediyesi, bu “bedavacı” zihniyete kapıları kapatarak talebi kesin bir dille reddetti.
⚖️ “İCRAYA VERDİM” ŞANTAJI VE UTANMAZLIK DİZ BOYU!
Akçakoca’dan faturası iade edilen, Düzce Belediyesi’nden istediği hurda mobilyaları da alamayan ve “kolay para ile beleş eşya” kapısı kapanan sözde gazeteci, hatasını anlamak yerine daha da ileri gitti. Konuyu icraya taşıdığını belirten şahıs, utanmadan “Akçakoca Belediyesi benim 15 bin liramı ödemiyor” şeklinde haberler yapmaya başladı.
Bu neyin terbiyesizliğidir? Bu nasıl bir aymazlıktır?
Kamuoyunu aldatmanın, kendi haksızlığını “Belediye borcunu ödemiyor” yalanıyla örtbas etmeye çalışmanın adı gazetecilik değildir. Sandalyede oturup, hiçbir emek sarf etmeden, kurumların bilgisi dışında fatura keserek para koparmaya, yıkılan yerlerden eşya dilenmeye çalışmak, meslek etiğini ayaklar altına almaktır.
🗣️ YETER ARTIK: BU ARSIZLIĞA KİM “DUR” DİYECEK?
Düzce ve Akçakoca kamuoyu, bu tür “ben yazdım, sen ödeyeceksin” zihniyetiyle hareket eden, kurumlara adeta şantaj yapan ve her kapıdan bir menfaat koparmaya çalışan sözde gazetecilerden artık bıkmıştır.
Gazetecilik maskesi ardına sığınıp, kendi uydurdukları faturalarla kurumları yıpratmaya çalışan, sonra da “paramı vermiyorlar” diye yaygara koparan bu arsızlık son bulmalıdır. Akçakoca ve Düzce Belediyelerinin, kamu kaynaklarını bu tür haksız taleplere karşı koruyan dik duruşları ise takdire şayandır. Gerçek gazeteciler, bu mesleğin itibarını lekeleyen bu tür şahıslara karşı en yüksek sesle tepki göstermelidir.
Belediyenin borcunu 610 milyon liradan 180 milyon liraya düştü
Akçakoca Belediye Başkanı Fikret Albayrak, belediyenin borcunu 610 milyon liradan 180 milyon liraya düşürdüğünü açıkladı. Bu önemli gelişme, 2 ay içinde yapılacak yatırımlar için büyük bir fırsat sunuyor.
Borç Durumu
- Önceki Borç: 610 milyon TL
- Güncel Borç: 180 milyon TL
AKÇAKOCA MECLİSİNDE “SİYASİ ABLUKA”: DÜNÜN “EVET”ÇİLERİ BUGÜN NEDEN “İSTEMEZÜK” DİYOR?
TUĞRUL ABANOZ, YÖNELTİLEN SERT ELEŞTİRİLERE NE CEVAP VERECEK?
Akçakoca’da siyasetçi ve basın ilişkilerinin ne kadar hızlı yön değiştirebileceğine dair düşündürücü bir süreç yaşanıyor. Düne kadar uyum içinde çalıştığı bilinen bir “sözde gazeteci”nin, CHP İlçe Başkanı Tuğrul Abanoz’a yönelik “Vatandaşın önüne çıkmaya yüzün yok mu?” şeklindeki ani ve sert çıkışı, siyasi kulislerde tutarsızlık tartışmalarını beraberinde getirdi.
AKÇAKOCA – (22.02.2026) – Siyaset dünyasında dengeler ve yol arkadaşlıkları zaman zaman değişebilir. Ancak Akçakoca kamuoyu son günlerde, siyasi aktörler ile basında yer alan bazı isimler arasındaki ani kutup değişikliklerini dikkatle izliyor.
Eleştirilerin odağındaki isim CHP İlçe Başkanı Tuğrul Abanoz olurken; eleştiriyi yönelten kalemin düne kadar kendisiyle son derece yakın bir çalışma pratiği içinde olan bir “sözde gazeteci” olması, durumun ilkesel mi yoksa dönemsel mi olduğu sorusunu gündeme getirdi.
❓ YAYIN POLİTİKASINDAKİ ANİ DÖNÜŞÜN SEBEBİ NE?
Eleştiri, basının en doğal hakkı ve demokrasinin gereğidir. Ancak Tuğrul Abanoz’a yönelik “Vatandaşın içine çıkacak yüzün yok mu?” şeklindeki ağır ithamların, çok kısa bir süre öncesine kadar kendisinin en güçlü destekçilerinden biri olan bir “sözde gazeteci” tarafından yapılması kamuoyunda şaşkınlık yarattı.
Siyasi çevrelerde yapılan değerlendirmelerde; dünkü aşırı övgü ile bugünkü aşırı yerginin arasındaki bu keskin dönüşün, ilkesel bir habercilik anlayışından ziyade, taraflar arasındaki beklentilerin uyuşmamasından kaynaklanabileceği konuşuluyor. Bu durum, yerel siyasette tutarlılık kavramının önemini bir kez daha hatırlatıyor.
🕰️ GEÇMİŞİN İZLERİ VE PARTİ TABANININ BEKLENTİSİ
Olayın dikkat çeken bir diğer yönü ise geçmişte yaşanan hukuki ve siyasi süreçler.
Sayın Tuğrul Abanoz’un siyasi kariyerinde oldukça zorlu ve yıpratıcı günler geçirmesine neden olan süreçlerin aktörlerinden birinin de, bugün kendisini yeniden hedef alan bu “sözde gazeteci” olduğu biliniyor. Geçmişteki bu ağır tecrübelere rağmen yakın zamanda nasıl bir uzlaşı sağlandığı ve bugün neden yolların tekrar böylesine sert bir şekilde ayrıldığı, parti tabanında da merak edilen konular arasında yer alıyor.
🗣️ ABANOZ’DAN NASIL BİR DURUŞ BEKLENİYOR?
Gelinen noktada, siyasetin doğası gereği yöneltilen eleştirilere karşı kurumsal bir duruş sergilemek büyük önem taşıyor.
Şimdi Akçakoca kamuoyu ve CHP tabanı, İlçe Başkanı Tuğrul Abanoz’un bu tutarsız ve ani değişen yayın çizgisine karşı nasıl bir tavır alacağını merak ediyor. Sayın Abanoz’un, şahsını ve temsil ettiği makamı hedef alan bu ifadelere karşı siyasi nezaket çerçevesinde net bir tutum belirlemesi bekleniyor.
⚠️ BUGÜN ONUNLA YOL YÜRÜYENLERE “TARİHİ” BİR UYARI…
Son olarak, siyaset kurumunda yer alan ve bugünlerde bu “sözde gazeteci” ile ittifak kuran, kol kola yürüyen diğer siyasi aktörlere de bir hatırlatmada bulunmak gerekiyor:
Dün en ateşli savunucusu olduğu kişiye bugün en ağır ifadelerle saldıran, geçmişte övgüler dizdiğini bugün itibarsızlaştırmaya çalışan bu zihniyet; yarın şartlar değiştiğinde ve menfaatler çatıştığında sizi de hedef almaktan çekinmeyecektir. Unutulmamalıdır ki; vefası ve ilkesi olmayanın dostluğu, sadece ilk viraja kadardır. Bugün bu “sözde gazeteci” ile yol yürüyenler, her an sırtlarına yiyecekleri o “siyasi hançere” karşı şimdiden hazırlıklı olmalıdır!
ATA MİRASI AİLEDE KALDI, BELEDİYEYE DEV KAYNAK SAĞLANDI!
Akçakoca Kale mevkiinde bulunan ve yılan hikayesine dönen 1.100 metrekarelik “Dede Mirası” arsa krizi, Başkan Fikret Albayrak’ın diplomatik hamlesiyle çözüldü. İller Bankası’ndan kredi alamayan ve Belediye Meclisi’ndeki AK Parti grubunun “satışa ret” engeline takılan CHP’li belediye, encümen kararıyla hem yurt dışındaki bir ailenin ata yadigarına sahip çıkmasını sağladı hem de Akçakoca’nın yeni projeleri için hayati bir kaynak yarattı. Siyasette “Engellenen belediye değil, hizmettir” gerçeği bir kez daha kanıtlandı.
AKÇAKOCA – (22.02.2026) – Akçakoca Belediyesi, siyasi çekişmelerin ve finansal ablukaların gölgesinde “Nasıl hizmet üretilir?” sorusunun ders niteliğindeki cevabını verdi. Kale mevkiinde bulunan ve parçalı mülkiyet yapısı nedeniyle yıllardır atıl durumda bekleyen 1.100 metrekarelik arsanın satışı, Akçakoca siyasetinde kartların yeniden dağıtılmasına neden oldu.
🤝 BAŞKAN ALBAYRAK’IN “DİPLOMASİ” ZAFERİ
Sürecin merkezinde, Almanya’da yaşayan ve ata mirası arsalarına sahip çıkmak isteyen aile ile Akçakoca Belediye Başkanı Fikret Albayrak’ın bizzat yürüttüğü titiz görüşmeler yer aldı. Geçmiş dönem düzenlemeleriyle bir kısmı belediyeye geçen bu parçalı hissenin durumu, uzun süredir çözümsüzlük sarmalındaydı.
Başkan Albayrak, ailenin “baba yadigarı” hassasiyetini göz ardı etmedi. Aile temsilcileriyle defalarca masaya oturan Albayrak, hem hukuki düğümleri çözdü hem de duygusal bağı koruyan bir anlaşma zemini inşa etti. Piyasa değerinin üzerinde bir rakamla gerçekleşen bu satış, “Belediye malı haraç mezat satılıyor” diyenlere de en net cevap oldu.
🛑 MECLİSTEKİ AK PARTİ GRUBUNA “ENCÜMEN” ÇALIMI
Bu satışın arka planında ise derin bir siyasi kriz yatıyor. İller Bankası’ndan kredi akışı kesilen CHP’li Akçakoca Belediyesi, ilçeye hizmet getirmek, yeni projeler üretmek için kendi öz kaynaklarını yaratmak zorundaydı. Ancak Belediye Meclisi’nde sayısal çoğunluğu elinde bulunduran AK Parti grubu, Akçakoca’nın menfaatine olacak taşınmaz satışlarına sistematik olarak mesafeli yaklaşıyor, adeta “Hizmet üretilmesin” politikası güdüyordu.
AK Parti grubunun bu blokajına boyun eğmeyen Başkan Albayrak, yasal yetkisini kullanarak bu parçalı hisse satışını Encümen Kararı ile hayata geçirdi. Bu hamle, Meclis’te siyasi inatlaşma uğruna ilçenin önünü tıkayanlara karşı yapılmış ustaca bir “hizmet çalım”ı olarak tarihe geçti.
🎯 “ENGELLENEN BELEDİYE DEĞİL, AKÇAKOCA HALKIDIR!”
Yerel yönetim kulislerinde bu hamle “Kusursuz bir diplomasi zaferi” olarak yorumlanırken, ortaya çıkan tablo, AK Parti grubunun stratejisinin ne kadar sığ olduğunu da ifşa etti. Kamuoyu şu gerçeği yüksek sesle dile getiriyor: “Yaşanan finansal zorluklar ve meclisteki ‘Hayır’cı zihniyet, doğrudan Akçakoca halkının hizmete erişimini cezalandırıyor.”
İşte Bu Satışın Akçakoca’ya Kazandırdıkları:
Vefa ve Hakkaniyet: Yurt dışında yaşayan aile, yıllardır özlemini çektikleri ata miraslarına yasal olarak kavuştu. Dede yadigarı yabancıya gitmedi.
Can Suyu: Kredi muslukları kapatılan Akçakoca Belediyesi, hiçbir bankaya boyun eğmeden, kendi göbeğini keserek yeni projeler ve hizmetler için devasa bir kaynak yarattı.
Siyasi Ders: Hizmetin önünü kesmek isteyenlerin karşısında, çözüm üreten, diyalog kuran ve kararlılıkla adım atan bir iradenin (Fikret Albayrak vizyonunun) galip geldiği görüldü.
Siyasi tartışmaların ve engelleme çabalarının gölgesinde sonuçlanan bu süreç, Akçakoca için “Hizmet siyaseti”nin, “İnat siyaseti”ni nasıl yendiğinin en somut kanıtı oldu.



